30/12/2025 2025, jeopolitik fay hatlarının belirginleştiği, enerji ve güvenlik mimarisinin yeniden tanımlandığı, dünya ekonomisinin ise kırılgan bir dengede salındığı bir yıl olarak öne çıktı. Küresel düzende tek bir merkezin değil, rekabet eden çoklu güç odaklarının belirleyici olduğu “uzun geçiş dönemi” daha görünür hale geldi. Bu çerçevede 2025, krizlerin birbirini takip ettiği değil, birbirine eklemlenerek kalıcılaştığı bir yıl olarak okunmalı. Küresel siyaset: Çok kutupluluğun sertleşmesiABD–Çin rekabeti, Tayvan, Güney Çin Denizi, teknoloji ve tedarik zincirleri ekseninde sert ama kontrollü bir bilek güreşi formuna büründü. Rusya’nın 2022’den beri süren Ukrayna savaşı, sahada yıpranma, masada ise yaptırımlara uyum/direnç testleri üzerinden bir “stratejik sabır” sürecine dönüştü. Orta Doğu’da İsrail–Filistin hattı başta olmak üzere çatışma, normalleşme ve vekâlet savaşları aynı anda yaşanırken, Körfez ülkeleri hem güvenlik şemsiyelerini çeşitlendirmeye hem de enerji gelirlerini teknoloji ve lojistik merkezlerine dönüştürmeye odaklandı.
Ekonomi: Kırılgan istikrar ve borç baskısıPandemi sonrası dönemin enflasyon şoku büyük ölçüde geride kalsa da, faizlerin “yeni normal” olarak daha yüksek bir düzeyde kaldığı, büyümenin ise yaygın biçimde yavaşladığı bir tablo oluştu. Küresel borç stoku, özellikle gelişmekte olan ülkelerde kur ve faiz riskini artırarak politika alanını daralttı; bu da kemer sıkma, sübvansiyonların gözden geçirilmesi ve sosyal tansiyon riskini beraberinde getirdi. Dijital ekonomi, yapay zeka ve veri merkezleri ekseninde yeni bir yatırım dalgası oluşurken, bu dönüşüm enerji talebini ve kritik maden rekabetini daha da keskinleştirdi.
Enerji ve iklim: Güvenlik–yeşil dönüşüm gerilimiEnerji arz güvenliği, Rusya kriziyle başlayan yeniden yapılanmanın ardından bu kez jeopolitik gerilimler ve deniz ticaret yollarındaki kırılganlıklar üzerinden gündemde kalmaya devam etti. Fosil yakıtlardan çıkış hedefleri kâğıt üzerinde güncelliğini korurken, birçok ülke pratikte gazı “köprü yakıt” olarak daha uzun süre kullanmayı kabullenmiş görünüyor. Yenilenebilir enerji, batarya teknolojileri ve nükleer enerjide yeni yatırım kararları artarken, iklim politikaları iç siyasetin ve ticaret savaşlarının bir uzantısına dönüştü.
Teknoloji, güvenlik ve toplumYapay zeka, üretkenlik artışı, iş gücü piyasaları ve dezenformasyon başlıklarını aynı anda etkileyen bir “genel amaçlı teknoloji” olarak kamusal tartışmanın merkezine yerleşti. Siber güvenlik, kritik altyapılara yönelik saldırı riskinin artmasıyla, klasik savunma konseptlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Göç, eşitsizlik ve kentleşme baskıları; popülist söylemleri, kimlik siyaseti ile güvenlikçi politikaları besleyerek demokratik kurumlar üzerinde stres yaratmayı sürdürdü.
2025’e genel bakış: Uzun krizden kalıcı dönüşüme2025, 2008 finansal krizi, 2010’lar jeopolitik kırılmaları ve 2020 pandemi sarsıntısını taşıyan “uzun bir ara dönem”in devamı niteliğinde, ama aynı zamanda yeni bir küresel düzenin kurumsallaşma belirtilerini barındıran bir eşik yılı oldu. Ulus-devletler, güvenlik ve tedarik zinciri kaygıları nedeniyle yeniden merkeze yerleşirken; bölgesel güçler, ittifakları esneten ve gerektiğinde karşı kutuplarla iş birliğine giden daha esnek stratejiler benimsedi. 2025’in genel resmi, “daha az küreselleşmiş, daha parçalı ama birbirine daha bağımlı” bir dünya; bu da önümüzdeki yıllarda seçimler, enerji koridorları, teknoloji standartları ve finansal mimari üzerinden sürecek yapısal bir rekabeti işaret ediyor.
|